ReMarkaj, iş dünyasını yeniden tanımlayan; teknoloji, pazarlama, yönetim ve denetimi heyecanla harmanlayan yeni nesil iş dergisi.


MOAB Veri Sızıntısı: 26 Milyar Kaydın Açığa Çıktığı Dev İhlal

2024, siber güvenlik literatüründe unutulmayacak bir olayla başladı: MOAB – Mother of All Breaches. Yaklaşık 26 milyar kayıtlık bu dev veri sızıntısı, sadece tek bir hack vakası değil; yıllar içinde gerçekleşmiş binlerce veri ihlalinin tek bir dev arşivde birleşmesinin sonucu olarak ortaya çıktı. MOAB, dijital çağda verinin boyutunu ve savunmasızlığını gözler önüne seren somut bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Veri havuzu, 3.800’ü aşkın klasöre ayrılmış durumda. Her klasör, farklı platformlardan sızdırılmış veri kümelerini içeriyor. Tencent QQ’dan X/Twitter’a, Adobe’den LinkedIn’e kadar uzanan devasa liste, sızıntının kapsamını net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca Brezilya, Almanya, Filipinler, Türkiye ve ABD’deki çeşitli kamu kurumlarına ait bilgiler de bu arşivde yer alıyor.

IT Governance‘ın listesinde yer alan şirketler ve ihlal büyüklükleri:


Tencent QQ – 1,4 milyar kayıt
Weibo – 504 milyon kayıt
Myspace – 360 milyon kayıt
X/Twitter – 281 milyon kayıt
Deezer – 258 milyon kayıt
LinkedIn – 251 milyon kayıt
AdultFriendFinder – 220 milyon kayıt
Adobe – 153 milyon kayıt
Canva – 143 milyon kayıt
VK – 101 milyon kayıt
Dailymotion – 86 milyon kayıt
Dropbox – 69 milyon kayıt
Telegram – 41 milyon kayıt
Ayrıca Brezilya, Almanya, Filipinler, Türkiye ve ABD gibi ülkelerdeki çeşitli kamu kurumları.


Cybernews’e göre, sızdırılan veriler yalnızca kimlik bilgileriyle sınırlı değil; verilerin büyük bölümü hassas nitelikte.

Sızıntının yalnızca eski verilerin bir birleşimi olmadığını vurgulamak önemli. Siber güvenlik uzmanları, MOAB’da daha önce açığa çıkmamış yeni verilerin de bulunduğunu belirtiyor. İçerikte yüksek duplikasyon oranı olsa da, bu kadar büyük bir veri havuzunun kimlik hırsızlığı, phishing ve credential stuffing gibi saldırılar için neredeyse sınırsız bir kaynak sunduğu açık.


MOAB’ın önemi yalnızca büyüklüğünde değil; içerik çeşitliliğinde ve potansiyel etkilerinde de gizli. Bu veri sızıntısı, internetteki kişisel ve kurumsal bilgilerin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne sererken, dijital güvenliğe yaklaşımımızın da yeniden düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bireyler ve kurumlar için artık güvenlik önlemleri, bir tercih değil, zorunluluk hâline geldi.


Sonuç olarak MOAB, siber tehditlerin boyutunu ve veri güvenliğinin önemini anlamak açısından bir milat niteliğinde. Dijital çağda güvenliği sağlamak, yalnızca teknolojik önlemler almakla sınırlı değil; aynı zamanda bilinçli bir yaklaşımı ve sürekli tetikte olmayı gerektiriyor.

Celil Keçeci

Yazar – Editör

17.11.2025

iletişim bilgileri

Bana Ulaşın

İletişim alanlarından bana ulaşabilirsiniz.